logo

Çatalca Halk Müziğine Tarihsel Bakış

 

 

ÇATALCADAKİ  HALK MÜZİĞİ GELENEĞİNE TARİHSEL BİR BAKIŞ

 

Muammer Ketencoğlu- Kasım 2009, İstanbul

Tüm Trakya’da sevilen Rumeli köy türküleri ve şehir şarkıları Çatalca’da da büyük bir tutkuyla sevilip yorumlanmaktadır. Kasap havaları ve karşılamalar bölgenin belirleyici halkoyunu türleridir. TRT repertuvarın da İstanbul’dan derlenmiş pek çok türkünün derleme notlarında ilçe ya da yöre tanımlaması bulunmadığından Çatalca ve yöresi kaynaklı türküleri ayırt etmek oldukça güçtür. Bu alandaki ciddi boşluk yüzünden yerel tarihçilerin, Etnomüzikologların, derlemecilerin ve müzisyenlerin Çatalca, Silivri ve civarı  halk müziği hakkında yapacakları her çalışma eşsiz değerde olacaktır.

Günümüzde Çatalca’nın yaşayan halk müziği geleneği Trakya bölgemizin etnik ve kültürel çeşitliliğinin küçültülmüş bir örneği gibidir. Ayrıca bölge, Patriyotların ihmal edilmiş müzikal renkliliğiyle beraber düşünüldüğünde, son derece değerli ve özel bir halk müziği dokusuna sahiptir.Osmanlı İmparatorluğu’nun özellikle son döneminde Çatalca’da Türklerin, Rumların, Ermenilerin,Yahudilerin ve Müslüman Çingenelerin bir arada yaşadığını biliyoruz.

Halk müziği pratiğine dışarıdan baktığımızda en az dört dilde şarkılar söylendiğini ve kimileri ortak olan dans havalarının bulunduğunu anlıyoruz. Bu dönemde ve belki de bugün de müzik geleneğinin hemen hemen aynı etnik çeşitliliği içeren Silivri ile çok büyük bir benzerlik gösterdiğini de söylemek mümkün. Bu bölgede müzik hayatını toplum olarak müziksever Rumlar ile bütün Anadolu’da olduğu gibi Trakya’da da müzisyenlik işini adeta toplumsal bir iş bölümü ile devralmış olan Çingeneler idare etmekteydi.  İstanbul’un merkezinde olduğu gibi  Rumların Çatalca ve Silivri’de de müzikli eğlenceleri sirto ve kasap dansları dillere destandı. Klasik Türk müziğimize büyük katkıları olmuş efsanevi Silivrili müzisyen kardeşler Yorgo ve Aleko Bacanos’u anmadan geçmeyelim. Bölgede derlenen ve 1950’lerde ünlü şarkıcı Roza Eşkenazi tarafından da plağa kaydedilen Silivri sirtosunun sözlerine yer verelim:

Silivri Sirtosu

“Sütle şeker gibi tatlı senin kara, büyük gözlerin

Sana olan aşkım yakıyor beni

Ah, acıyla dolu kalbim

Sen oyna sevdiğim ben de söyleyeyim

Sana Mayıs çiçekleri vereyim

Altın bir kanaryasın sen

Deliye döndüm güzelliğinden

Işıksın ruhuma aşkım sen

Benim olmazsan ölüp gideceğim”

Bu şarkı bugün de Yunanistan’da sevilerek söyleniyor ve eğlencelerde aranan bir dans havası olmaya devam ediyor.

Hem İstanbul şehir merkezine hem de İsrail’e gerçekleşen göçler yüzünden bugün Çatalca’da yaşayan bir Yahudi kültüründen söz edemesek de geçmişte İspanya’dan getirdikleri romansların yanı sıra Yahudilerin Türk etkileri taşıyan şarkılar da söylediklerini biliyoruz. Mas Ariva adlı bu şarkı Çanakkaleli kadın şarkıcı Berta Aguado’nun sayesinde tüm dünyaca tanınmaktadır:

Mas Ariva

Daha yukarıda daha yukarıda
Silivri diyarında

Orada balıkçılar vardı

Atasözlerini avlayan

Üç kişi ata biniyordu

Ve büyük bir toz bulutuydu

Arkada bıraktıkları

Geldiler nehrin yakınlarına

Başladılar onu yıkamaya

Görmek için ne çıktığını

Açtılar kilitleri

Bir duka altın çıktı

Kralın oğluna benziyordu

Eğer diri getirebilseler

Önemli kişiler olacaklardı

Yok ölüsünü getirirlerse

Saygılar sunulacakmış

Hollanda’dandı gömleği

Yastığıysa sırmalı ve incili

Parmağında ise bir yüzük

Zengin olmaya muktedirdi”

 

Mübadele ile Çatalcalı Rumlar Yunanistan’a gitmek zorunda kalırken yerlerine Kuzey Yunanistan’ın Vodina bölgesinden yine Rumca konuşan Müslüman Patriyotlar gelmiştir. Atatürk’ün onlar için hemşeri ya da vatansever anlamında kullandığı Patriyot sözcüğü günümüzde de bu topluluğu ifade etmek için kullanılmaktadır.  Böylelikle Çatalcalı Rumların Yunanistan’a götürdüğü pek çok şarkı ve dansın yerine Çatalca’ya Kuzey Yunanistan’dan bambaşka bir müzik geleneği taşınmıştır.

Yine aynı dönemde Çatalca’ya yerleştirilen Selanik göçmeni Çingeneler Patriyot şarkı ve

danslarını ya biliyorlardı ya da kısa zamanda öğrendiler. Bugün de bu şarkı ve dansların en otantik haliyle yaşamasına vesile oluyorlar.  Patriyot şarkıları bize yepyeni ufuklar açtı. Alışmamış kulakların  ilk  duyuşta biraz yadırgayabileceği yepyeni bir tınıydı bu. Yunanistan’ın Vodina bölgesinin bu müzik geleneği bir yandan Arnavutluk sınırındaki Epir bölgesine komşu olması nedeniyle pentatonik öğeler içerirken öte yandan yer aldığı Makedonya bölgesinin genel etkilerini de barındırıyor. Patriyot şarkıları büyük ölçüde bugün Yunanistan’ın Grevena şehri ve çevresindeki şarkılarla benzerlik göstermektedir.

Lozan Mübadilleri Vakfı gönüllülerinin 2007’de yaptığı derleme çalışmasına dek Patriyotların geleneksel müziği ile ilgili ülkemizde ciddi bir çalışma yapılmamış idi. Bu yüzden pek çok şarkının kayda alınamadan unutulup gittiğini söyleyebiliriz. Lozan Mübadilleri Vakfı’nın 2009’da yayınlanan “Meriç’in İki Yakasından Ezgiler” adlı cd çalışmasında ilk kez  Patriyotlara ait şarkılar yer almıştır. Bizi Yunan halk müziğinin ifade biçimlerine, ana temalarına yaklaştıran bu Patriyot şarkıları ezgileriyle olduğu gibi sözleriyle de ufkumuza yepyeni dünyalar serer.Çingene’ce ise bu bölgede Türkiye’nin hiçbir yerinde olmadığı kadar yaşayan bir dildir ve az da olsa Çingenece dilinde şarkılar hala söylenmektedir.

Yazımızı Çatalca’dan derlenmiş ve 40- 50 sene önce yaşanmış bir olay nedeniyle yakılmış bir ağıtla bitirelim:

 

Orhan’ın Ağıdı

Bir gün benim yanımda

Feriha’yı duttular

Ben onu gurtarırken

Sol yanımdan vurdular

 

Anne anne kalksana

Lambaları yaksana

Yaralı Orhan geldi

Çaresine baksana

 

Portakal limon ağacı

Acele edelim hacı

Sol yanımdan vuruldum

 

Yok mu bunun ilacı

 

Mezar mezara bakar

İçinde Orhan yatar

Orhan’ın nişanlısı

Mezara çiçek atar”

 Bu değerli çalışma için vakitler ayırarak kitaba katkı sunan Balkan Müziklerini en güzel yorumlayan ,besteci ve yorumcu Sevgili  Muammer Ketencoğluna  Çatalca Halkı adına

Teşekkürler….

Bir zamanlar Çatalca kitabından

 

 

 

 

 

 

Muammer Ketencoğlu Kimdir;

Akordiyon ustası  Türkiye’de çağdaş sanatçılar arasında Rebetiko, Batı Anadolu Folkloru ve Balkan müziğinde en tanınmış isimdir. Ketencoğlu, geleneksel müzik alanında dünya ölçüsünde oluşturduğu kariyeri ile uluslararası düzeyde aranan bir sanatçı haline gelmiştir. 1964’te İzmir’in Tire ilçesinde dünyaya geldi. Öğrenim gördüğü körler okullarında iyi bir müzik eğitimi aldı. Akordeon, piyano ve bateri çaldı. İlk albümü “Sevdalı Kıyıları 1993’te, Rebetiko müziği ile ilgili hazırladığı seçkileri de 1994 ve 1996 yıllarında yayınladı. Ermeni, Gürcü, Azeri ve Orta Asya geleneksel müziklerini içeren dört ayrı kasetten oluşan ve etnomüzikolog kimliğini ortaya koyan “Halklardan Ezgiler” dizisini 1995’te yayınladı. Köklerini Doğu Avrupa geleneksel müziğinden alıp Amerika’da gelişen Klezmer müziği ile ilgili seçkisi “Klezmer Müziğinin Öncüleri” ise 1995’te dinleyiciyle buluştu.

1996’dan başlayarak hem Rebetiko müziği çaldığı topluluğu “Kompania Ketencoğlu” ile hem de “Bir Balkan Yolculuğu Topluluğu ile Türkiye’de ve yurt dışında pek çok etkinliğe katıldı. Mart 2003’te Kompania Ketencoğlu’na eklediği yeni repertuar ve müzisyenlerle Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu’nu kurdu. 2006 yılında Muammer Ketencoğlu ve Kadın Sesleri Topluluğu’nu kurdu.
Çeşitli gazete ve dergilerde dünyanın her yanından geleneksel müzikle ilgili yazıları yayınlanan sanatçı 1995 Kasımından bu yana her hafta Açık Radyo 94. 9’da “Tuna’nın Beri Yanı” adlı programı hazırlayıp sunmaktadır.

https://yandex.com.tr/video/search?filmId=15523790915932890709&text=ketenco%C4%9Flu&noreask=1&path=wizard

https://www.yandex.com.tr/search/?text=ketenco%C4%9Flu&clid=2242162&pc=MSSH&httpsmsn=1&refig=d3aeccd8737741998a05b741d7273196&lr=11508

 

https://yandex.com.tr/video/search?text=ketenco%C4%9Flu%20sand%C4%B1%C4%9F%C4%B1mdan%20rumeli&where=all&where=all

 

Bir zamanlar Çatalca

Share
402 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

Google Analytics Yandex Merica