logo

Çatalca Ulaşım

Çatalca Ulaşım

Çatalca  sancak dahilindeki araba yollarının çoğu antik çağdan kalmaydı. XIX. yüzyıl sonunda, anayol olarak Küçükçekmece ve Büyükçekmece üzerinden Silivri ve Çorlu’ya giden yollar kullanılmaktaydı. İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan demiryolunun yapımından sonra, Silivri üzerinden Trakya’ya giden yol terk edildi. (1873)

Dünya Savaşı’ndan önce İstanbul – Çatalca’sında, ulaşım dar yollardan sağlanırdı. Kullanabilen tek ulaşım aracı iki öküzlü kağnı arabalarıydı. Bu sebeple uzun kış aylarında, köy ve kasabalar ekmek, kömür ve odun sıkıntısı çekerlerdi.  İlk yol yapma girişimi 1880 yılında başlatıldı. Çatalca’yı, Büyükçekmece, Silivri ve Karaca’ya bağlamak amacıyla başlatılan yolda 18-60 yaş arasında bulunan yetişkinlerin tümü çalışmak zorundaydı. Silivri’den Çatalca’ya, Çatalca’dan Karaca’ya ve Büyükçekmece köprüsüne doğru, batı ucundaki Mimarsinan’a kadar üç ayrı yol tespit edildi. Yeniköy’den sonraki yol, iyi durumdaydı ve Kovukdere uçurumundan geçmekteydi. 1911 yılında, İttihat ve Terakki hükümeti tarafından Çatalca’dan Küçükçekmece’ye uzanan yol onartıldı. Birinci Dünya Savaşı’na girildiği yıllarda (1914) Trakya-İstanbul-Edirne arasındaki hükümet tarafından yeni bir yol inşa edildi. (Kayacan)

Çatalca kasabası Sirkeci Edirne demiryolu üzerinde Çatalca adı ile bir istasyona sahiptir.İstanbul’dan 71.km dedir.Ve kasabaya 2 km mesafededir.Tren istasyonu ile kasaba arasında bakımlı,güzel bir şose vardır.Çatalca kasabası İstanbul Edirne asfaltına da 17 km bir şose ile bağlıdır; bu şosenin ana kara yolu ile kavşak noktası İstanbul tarafından gelindiğine göre,Büyükçekmece’yi geçtikten az sonra 56.km de dört yol ağzı denilen yerdedir.Bu kavşak noktasında yani Dörtyol ağzında ana asfalt Büyükçekmece’den gelir,Silivri’ye doğru gider;bir şose yukarıda zikrettik, Çatalca’ya gider,diğer çok kısa bir şose de az ileride görülen Mimar Sinan (Kalikratya) köyüne varır. Çatalca dan sabahları yarım saatte bir,öğleden sonra saatte bir,Perşembe ve Pazar günleri her 45 dakikada bir İstanbul’a bir yolcu otobüsü hareket eder.Kasabanın nahiyenin bütün köyleri de stabilize yol ile bağlantısı vardır. (Ayyıldız)

At Arabaları

İstanbul ve çevresinde kullanılan bir diğer ulaşım aracı arabalardır. İstanbul’da kullanılan hayvan koşulu ilk araba, iki öküzün çektiği koçu idi(Şahin, 2005;7). Ancak asıl ulaşım araçları at arabalarıydı. At arabaları da kayıklar gibi özelliklerine göre çeşitli adlar almaktaydı. Lale Devri’nde çok süslü arabalar yapılmaya başlanmış; görsel açıdan daha güzel, renkleri ve süslemeleri daha zengin bir araba tipi olan katipodası toplum hayatına girmiştir. 19.yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’dan ithal arabalar kullanılmaya başlanmıştır. İthal edilen arabalar, iki yanı açık, üstü arkadan körüklü iki kişilik faytonlardır. Yine bu yıllarda dört kişilik olan, karşılıklı iki kanepeli ve ön ile arkadan iki körüklü, üstü kapanan landonlar ve her yanı ahşap yapım ola, kapalı, yan pencereleri camlı, kupalar toplum hayatına girmiştir. Çatalca’da bir dönem at arabalı çok revaçta(değerli veya geçerli olma durumu.) idi.Çatalca köylerinden kasabaya at arabaları ile çamurlu,bozuk ,tozlu yollardan zahmet çekerek   gelen köylü eşya,süt,kömür,sebze,kavun,karpuz,un taşımada da bu arabaları kullanırdı..  

Ziya Kutrtaran

Nasırlaşan elli elleri ile Çatalcalıları 1 Liraya İstanbul’dan Çatalca’ya yolculuk ettiren Ziya Kurtaran; içini çekerek o günleri anlatıyor;

’’Ben Terkoz’lu bir ailenin çocuğuyum. Babam beni eti senin kemiği benim diyerek Çatalca’da  meslek öğrenmeme için Nalbant Şefki’ye emanet ederek zor koşullarda geldiği çamur yollardan köyüne geri dönmüştü. Nalbant Şefki’nin arabalarında muavinlik yapıyordum. Nalbant Şefki’nin arabalarında muavinlik yapıyordum. Bir gün Çatalca’dan çamurlu bozuk olan yollardan servis bitmişti. Otobüsü Sultanahmete çekmiştik. Otobüs her servisten sonra güzelce baştan aşağı güzelce yıkanır, silinirdi. O gün otobüsü bir güzel yıkamıştım. Yorulmuştum. Çatalca otobüsünün arkasında biraz kestirerek yorgunluğumu gidermek için uykuya dalmıştım. Gözlerimi açtığımda her yerin yanmıştı. Hastanedeydim. Çatalca otobüsü çayır çayır yanmıştı. Hastanede aylarca kaldım.Hastanede bu meslek bana göre değil,bırakırım diye düşünmüştüm. Ama olmadı. Bir ömür direksiyon salladım. Daha sonraki yıllar otobüs şoförü oldum. Çatalca ve köylerine insanları 1Liraya taşıdık. 1954-55-56-57 yıllarında Sirkeci’den kalkardık. Akşam servisleri Eminönün den Mısırçarşısı önünden kalkar esnafların mallarını alırdık. Her sabah saat 7 de saat başı kalkardı. Çatalca otobüsleri bir saat kırkbeş dakikada İstanbul’dan Çatalca’ya gelirdik. Akşam servislerinde son araba İstanbul’da kalır dolmuşçuluk yapardı. Taksim’e, Kurtuluş’a, Beşiktaş’a. İstanbullu bize güvenirdi. Bizim eski şoförlerin bileği kuvvetliydi, hepsi babacandı. Tüm komiserler, polisler eski otobüs şoförlerinden Maraşlı Ahmet’i, İbrahim Erbil’i, Pazmat Mustafa’yı, Esat Amcayı, Gazpecen Sezaiyi, Koç Kemal’i, Hakkı’yı, Yılmaz’ı, Baba Fikret’i, Efe Ahmet’i, Topçu Orhan’ı, Burhan’ı tanırdı İstanbul’da. Gece yolcuları hem korur hem de parası olmayandan para almazdık.  Bazı yolcular otobüse veresiye binerdi. Galata köprüsü açılınca saatlerce otobüs içinde açılmasını beklerdik. Otobüs içinde ne muhabbetler olurdu. Ne muhabbetler. Çatalca köylerine otobüsler çalışmazdı. Köylü merkeplerle gelir giderdi. Pazara, panayıra mal almaya eşya taşımaya ise  at, öküz, manda arabaları ile Çatalca’ya gelir, köylerine giderlerdi.’

 ‘’Ah ne günlerdi onlar  Ah’’ diyerek içini çekerek camdan dalıp gitti.

Buket Duymaz ; Dedem Emin Tosun 21 yıl boyunca Çatalca’dan, Bağcılar’daki Elazığ Arapkirli Alhaz amcanın ahırlarına, Alibeyköy’e, Kağıthane’ye ve Beykoz’a saman ve ot taşımış.
Sonra da yıllarca Çatalca süt kooperatifine tüm köylerden süt toplamış.
ekteki resim efsanedir bizim için. Çatalca plakalı bir kamyon, tarihi tramvayın hemen önünde…Sevgiler, Selamlar

Share
244 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

Google Analytics Yandex Merica