logo

Kitap, Dergi ve Oktay Güldüren…

 

 

 

 

 

PÜR DİKKAT

Kitap, Dergi ve Oktay Güldüren…

İnternet açtığımızda elimiz ilk nereyi tıklar genellikle? Oda TV’yi…

Tarafsız.

Korkusuz, tüm haberlere ulaşırız dünyadaki ve ülkemizdeki…

Başka kaynaklar da var tabii; ABC var, Diken var, Sarı Zeybek var. Yiğidi öldürün ama hakkını da verin. Ben bir Merdan Yanardağ ve Oktay Güldüren hastasıyım. . . .

Türkiye’nin belirli yerlerine nokta atışı yapmaya kalksak, edebi çalışmalarının karşılığı binde birdir. Çatalca’da geçmişte yerel gazetelerle ufak tefek kıpırdanmalar olmuştur ama bu kez sosyal paylaşım kasabamız için yazı yazıp geçmişi anmak isteyen herkese açıktır… . . .

Yazar Buket Duymaz, duygularını konuşturuyor, Dr. Ahmet Metin çocukluğunun hayalleri kaybolmasın diye çırpınıyor, Silivrili Çerkez delikanlısı hukukçu Hulusi Üstün satırlarda devleşip, Ferhat Paşa Çeşmesinden içtiğimiz lezzetli su misali yazılarını okurken, bizlere yemek yemeyi, su içmeyi unutturuyor… Daha niceleri… Allah hepsinden razı olsun, var olsunlar… . . .

Bir halk ki; anasının dizleri dibinde yetişmiş, laik ve medeni kültürle büyümüş, terbiye tekniğinin en üst kademesine erişmiş, insan benliğini, çevre fermuarlarını, beşeri zaafları kaderlerine teslim edip ender rastlanır bir kudret gösterip, tarihin derinliklerinde hiçbir şeyin kaybolmaması için verilen bir mücadelenin adıdır: “ BİLİNMEYEN ÇATALCA, “ çalışması. . . .

Saka Osman’ı – Kumcu Rafet ve Yaşar Agasını – Sırrı Babasını – Boncuk Hüseyin’i – Şoför Tahsin ve kuru fasulye ustası Hüsamettin’i, Keskinlerin damadı Ziyayı, Fırıncı Neşeti, Taksici Sarı kemali, Cahit Kahyaoğlu’nu ve Taktak Mustafa’nın bir nevi kadersizlik yaşayan Avrupa kıskacında vatan hasreti çeken Necat’ını… Kitaplara sığmayacak kadar birbirine hısım sayılan tüm insanlarını geçmiş hayatım gibi hatırlıyor ve arıyorum! . . . Yazar, bu kitapta kaybolmuş yapılardan, kasabamızın geçmişinden, yöremizde doğup ta başka mecralarda şöhret olmuşları, yerinde ve doğru şekilde tarihlendirmiştir. Gün olmuş, ülke basını bu kişilere ve olaylara geniş yer vermiştir. Bunlardan birçok dergi, söyleşi ve kitaplarda da söz edilmiştir. . . . Sorumlu yazarların hakkı olan bu esinleniş dışında, şunu kesinlikle belirtelim ki: “ BİLİNMEYEN ÇATALCA, “ geleceğe katıksız not düşen bir yapıttır. Olayların irdelenişi, tarihe kaybolmayacak şekilde derlenişi, analizi, resimlenişi, ıslak imzalarla aktarılışı, tepkisizliğe son verecek mahiyettedir. . . .

Oktay’ın yaptığı, Çatalca’lıyım diyenlere canhıraş sesleniştir… Bir biyografi ya da röportaj değildir. Bu nedenlerle, eserde verilenlerle bazı ünlü kişilerin yaşamakta olan hemşehrilerimizin yöresel büyüklerimizin mirasçıları olan bizlere vicdanları harekete geçirecek, içimizde bizden birer parça olduğunu hissettirecek kesintisiz çabalara yolculuk olmalıdır… . . .

Bir kavga veriliyor. Topyekûn unutkanlığı seçen bir toplumun inadına karşı! Hayal ülkesine Donkişotluk değildir bu, bilim yoludur. Bu macerada yenilirsin ama aşağılan maz sın. Bence Oktay’ın asıl büyük kültür hizmeti buradadır.

Çünkü dedenden bahseden eserler, torunlarına ihanet etmez. . . .

Eğer torunlar da geçmişine lakayt davranmayıp bir Çatalcalı aşığı olan Topçu Babalarına kulak verirler ve “ BİR ZAMANLAR ÇATALCA “ kitabının sesine kulak açarlar ve dokümanlara sahip çıkarlarsa… —— . . .

T.T ( Topçu Baba.)

 

 

Etiketler: »
Share
243 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

Google Analytics Yandex Merica